cinsiyetler ve beyinlerin ayrılığı

doktor
fırsat buldukça denemeler yapıyorum böyle dostlar, aslında okumaya üşenenler için tanımları parçalayarak anlatmak daha çok aklıma yattı. sonra düşündüm, şimdi sizi de bkz bkz dolaştırmak istemedim. bir çırpıda okuyacağınızı düşündüğüm cinsiyetler ve beyinler üzerinden naçizane birkaç kelam etmek istedim..
burada hala, aklı ile cinsel organları yer değiştirmemiş bir kitle olduğuna inanıyorum, dönüyorsa da zaten burası onların yüzü suyu hürmetine dönüyor... neyse konuya dönelim..
'bu yazının sonunda siz de kendini beyninizin cinsiyetini öğrenmiş olacaksınız. '
fiziksel cinsiyetlerimiz birbirinden benzersiz olsa da, beynimizin cinsiyeti ondan çok bağımsızdır. evet, beynimizin bir cinsiyeti vardır. hem de bizim cinsel yönelimimizle, tabiatımızın getirdiği cinsel tercihlerle, cinsiyetimizden bağımsız bir cinsiyet.
öncelikle, görünüş olarak kadın beyni ve erkek beyni otopsi esnasında, birbirinden büyüklük ve küçüklük farkları bulunur. dışarıdan bakan kişi beynin hangi cinsiyete ait olduğunu anlayabilir. son derece farklıdır birbirinden.

1950'li yıllardan itibaren, beyin üzerinde yapılan mr çalışmalarından sonra insanların kendi cinsiyetlerinden bağımsız, duyu, görü, dokunsal faailiyetlerinin birbirinden farklı olduğu görüldü. bu farklılıklar kişilerin doğumdan sonraki yaşamsal faaliyetlerini, karakterlerini oluşturmasında temel bir etken olduğu gözlemlendi.
bu modern nöropsikoloji, ve nörofizyoloji çalışmalar göstermiştir ki, insan beyninin içerisinde iki tip beyin türü bulunmaktadır. bunlar; (bkz:dişi beyin) ve (bkz:erkek beyin)'dir. daha sonraki çalışmalar,
(bkz:dişi beyinli erkekler)
(bkz:erkek beyinli erkekler)
(bkz:erkek beyinli kadınlar)
(bkz:dişi beyinli kadınlar)
olmak üzere dört ana grupta sıralanmıştır.
öncelikle dişi beyin nedir?
(bkz:dişi beyin) görme, duyma, işitsel, empati, ve duygusal yönlerin ağır bastığı beyin tipidir. bu kişiler, mühendislik, matematik, ve daha çok teknik işlere yönelik işlerde başarısız olduğu bilinmektedir. bu kişilerin, daha sanatsal, müzik, resim, heykel vb sanat dallarında görsel işitsel ve el becerileri nedeniyle daha yatkınlığı bulunur. yani daha sanatsal ve estetik kişilikleri ön plandadır. beynimizin sağ tarafı

(bkz:erkek beyin) nedir?
erkek beyinli erkekler, ve dişiler, araba, motorsiklet, mühendislik mimarlık matematik fizik, gibi daha bilişsel hafıza gerektiren işlere daha yatkın insanlardır. sanatsal, aşk, romantizm, olmazsa olmazlarından değildir. iç güdüleri hayatta kalmak, teknik işleri ezberlemeyi daha kolay hale getirmektedir. empati duygularından daha yoksundurlar, net ve kesin kararlar verebilen, sözel muhakeme mantık analiz gibi yönleri gelişen kişilerdir.

dişi beyinler stres anlarında, kendileri ile konuşarak empati duyguları ile bunları yenebilirlerken, erkek beyinler kabuğuna çekilmek yalnız kalmak gibi eylemlere daha çok yatkındırlar.

beynimizin cinsiyeti anne karnımızda, annemizin aldığı beslendiği gıdalar, ve yaşam tarzıyla çok ilgilidir. eğer gebe annemiz gebeliği süresince ne kadar östrojene maruz kalmışsa o derece dişi beyinli, annemiz ne kadar testosterona maruz kalmışsa o kadar erkek beyinli oluyoruz..
bunu da uygulanış yöntemi şöyledir.
elimizin parmaklarını iyiyce açıyoruz, eğer yüzük parmağımız işaret parmağımızdan büyükse erkek beyinliyiz, birbirine eşitse dişi beyinliyiz, işaret parmağımız ne kadar uzunsa o kadar dişi beyinliyiz demektir...
tabi bu hastanalerde cihazlar ile ölçülmekte profesyonel olarak. ama evde kısaca bu şekilde anlayabiliriz.

şimdi beynimizin cinsiyetini öğrendiğimize göre,
bu temel farklara gelelim. dişi beyinli dişiler, mesela bebekler. insan yüzlerine seslerine daha odaklı veya, yanlarında bulunan başka bebeklerin ağlamalarına daha tepkili davranırlar. erkek bebekler, daha harekete odaklı, oyuna odakları davranışları vardır.
bu işaret parmağı ile, yüzük parmağı arasındaki fark beynimizde cinsiyeti oluşturan genler ile aynı gruptadır.

ancak, bu bilgilerin modern nörofizyoloji kaynaklarında ortaya çıkması ile yeni bir tartışma da ortaya çıkmıştır. beynin cinsiyetinin, yetiştirilmeden kaynaklı mı sonradan değiştiği, yoksa tamamen kalıtsal özellikler ile mi karakterin oluştuğu yönünde farklı ve birbirine oldukça zıt görüşler vardır.
yaradılış ile ortaya çıkan östrojen ve testosteron hormonlarının tamamen karakterde etkili olup olmadığı, tarihte ağırlıklı olarak etçil, ve östrojen kaynaklı beslenen toplumarda da incelenmiştir. konu hakkında fazlaca araştırma ve veri bulunuyor.
bunları vakit olursa ekleyeceğim.

nörofizyolojinin incelediği bu bilim dalı. toplumda, ve kişinin özgür iradesi olup olmadığını iddialarını da ortaya atmıştır. kimi nörofizyologlar optimist bakarak özgür irade kısmen de olsa kısıtlı da olsa vardır derken kimileri özgür iradenin olmadığına, kişiliğin karakterin günlük yaptığımız her şeyin beyindeki kimyasal tepkilerle değiştiğini/değiştirilebileceğini öne sürmüştür. konu hakkında araştırmalar deneyler çok sıkı bir şekilde devam ediyor. fırsat vakit olursa eklerim yorumlarız.

zaman en iyi ilaçtır

bigkerry
öldürülmek istenen bir insanın yiyeceklerine zehir katılarak uzunca bir zaman diliminde, sabır ile sonucu beklemek isteyen bir katilin çizdiği yol gibidir zamanın ilaç olması.

hiç farkında olmazsiniz içinize karışanlardan, hep aynı kalıcak sanırsınız ama zaman içinize içinize işlemeye başlamıştır. farkında olmadan hazin sona doğru yaklaşırsınız, ruhunuzun serbest kalacağı...

zaman duyguların ilacı değil duyguları öldüren bir zehirdir.

penisi olan kadın

doktor
(bkz:klitoris) ilkel bir penistir. tam anladığınız anlamda bir penistir. üzerine su dökülünce, ıslanınca, okşanınca, dokunulduğunda, belirgin bir şekilde şişer. vulvanın tamamını saran bir yapı olduğundan dışarıdan bakılınca sadece düğmeyi andıran küçük bir yapı zannedilir. klitoris kadının vücudunda aynı bir penis gibi işlev sahibidir. farkı, benzerliğinden çok daha azdır.

tavuk yumurtası ve insan spermi

doktor
ortalama tek seferde bir erkek 10 ml (iki çay kaşığı) kadar meni üretirler, bu meninin içi %50 protein barındırır. ortalama 5 kaloridir.
ortalama bir tavuk yumurtası (50gr) 6,3 gr protein içerir. proteini düşüktür. kalorisi yüksektir.
100 gr sarı yumurta (çiğ) 320 kaloridir. beyazı 51 kaloridir. bu da 100 gr 10'a böldüğümüzde 32 kalori yapar.
yani protein şeker bakımından meni, kalori bakımından yumurta öndedir.

14 ekim 2019 fransa türkiye maçı

barliman butterbur
Heyecan yapmayalım İzlanda'ya karşı şansımız hiç tutmuyor ve bir sonraki maç onlarla. Umalım da bu sefer her şey yolunda gitsin. Ayrıca...
İleride Türkiye prezidıntı falan olursam popülaritemi kaybettiğimi ve bir dahaki seçim seçilemeyeceğimi anladığımda ufaktan savaş çıkarmayı düşüneceğim. Mis gibi tüm gündeme reset atılıyor, ekonomi şu bu rafa kalkıyor, televizyonlar desen yatıyor Münbiç kalkıyor Afrin. Daha bugün genç işsizlik oranları açıklandı, takan oldu mu? Yok!

Büyük türk ordusunun her zaman yanında olduk, olmalıyız, olacağız! Bu çok net, hatta benim için bir vatandaşlık görevi. Ama tüm gündemi dönüp dolaştırıp futbolcuların asker selamına indirmek çok büyük bi hata. Selam vererek sevinen oyuncularımıza helal olsun derken, vermemeyi tercih edenleri neden linç edelim arkadaşlar? Bakın bölücülük böyle bir şey işte. Bi şeyin de bokunu çıkarmazsak öleceğiz. Sembollere aşırı yüklenen anlamlar bölünmeyi getirir, akıl ve mantık devre dışı kalmamalı, bi kere de sakin olalım amk. On numara beş yıldız gol attı oyuncumuz, sayesinde Fransa'ya karşı ezilmedik herkes istediği gibi gol sevincini yaşasın, bu oyuncuya bir şeyleri dayatarak nereye varacağız şimdi?

Sonuç olarak şaka maka bu kez grupta iyi puan topladık, Şenol hoca elinden geleni yapıyor yine. Helal olsun!

astral seyahat

doktor
bölümümde çokça gördüğüm fenomen.
artık neredeyse her hafta, bir hasta ameliyat esnasında astral seyahat yaptığını söylüyor. dolaştığını bizi duyduğunu, kendini tavandan gördüğünü, uçtuğunu dışarı çıktığını falan.. hatta yan ameliyathaneye gittiğini odadaki şahısı da orada gördüğünü birlikte Hastanenin içinde dolaştıklarına kadar uzuyor bu hikâye.

aslında her şey beyinle ilgili, bazı ağır ameliyatlarda özellikle Beyin tümörlerinde hasta genel anestezi altında ama bilinci açık. girmeden önce söylüyorum, hiçbir şey hissetmeyeceksin, ve çıkınca içeride olanları hatırlamayacaksın diye.
hasta tamamen bilinci açık ama genel anestezi altında. ameliyat esnasında dozu düşüyoruz, ve hastayı bilinçli olarak uyandırıyoruz ve eline sıktığı anda ses çıkaracak bir lastik top veriyoruz. her şeyi duyuyor ve görüyor. sıkıntılı beyin içinde bölgeye gelince topu sık diyoruz. eğer sıkamıyorsa sorunlu bir bölge olduğu anlaşılıyor, veya ameliyatlarda felç riskine karşı yapılıyor. bacağını oynat diyoruz, elini kaldır diyoruz. yapıyorsa o bölgeden uzaklaşıyoruz. hasta bütün bunları genel anestezi altında yaşadığı için onu uyandırdığımızda kendini uyumuş ama astral seyahat yapmış gibi hissediyor. bazen aramızda konuşuyoruz yan ameliyathanede ahmet hoca var beyin ameliyatına girdi Ayşe kalp ameliyatı oluyor falan. hasta bunu bilmediği için, o duyduklarını bazen sonradan hatırlıyor astral seyahat yaptığını zannediyor. anestezi böyle değişik ve derin bir alan.

öğrenci evi

doktor
eski öğrenci evimiz üç kişilikti. iki kız ve ben. üçümüzde tıpçıydık. hal böyle olunca evde iskeletler, ameliyat malzemeleri gırla doluydu. dışarıdan gelseniz evde organ mafyası barınıyor zannederdiniz. neyse sonra okulu bitirdik, bütün eşylarımızı topladık yarısını genç öğrencilere dağıttık falan. neyse evi defalarca dolaştık bir şey unuttuk mu diye, bom boş görünüyor. anahtarı teslim ettim çıktık evden. evi bir ay sonra başka bir aileye satmışlar. evin yeni sahipleri evi boyarken tavan arasına bir bakmışlar insan iskeletleri, korkuyorlar polisi arıyorlar polis geliyor örnek alıyor. evin eski sahipleri bulunuyor. onlar da bu evde tıp öğrencileri barınıyor diyorlar adresler bulunuyor. sabah üçümüzün kapısında polis. beyefendi karakola ifade geleceksiniz diye. meğer mahalle ayağa kalkmış, öğrenciler cinayet işliyor diye. ne sadist ne satanist ne organ mafyalığımız kalmış.

gittik, adam örneği gösteriyor. yahu bunu hastaneden aldık kimseyi öldürdüğümüz yok, yok biz adli tıpa göndereceğiz diyorlar. tamam gönderin diyorum. bu arada televizyonlar geliyor, gazetelere falan çıkmışız. fotoğraf ve isim yok allahtan. dayının biriyle röportaj yapmışlar, dayı benim zaten gözüm tutmamıştı bunları ne o öyle kızlı erkekli kalıyorlar bunların birşeyler yaptıkları belliydi zaten diyo. mahalleli teyzeler kameralara gece yatamıyoruz, korkuyoruz diyorlar. evin sahipleri bu evde cinayet işlendi zannedildiği için evde oturmama kararı almış. :)
şimdi buraya, o haberleri ekleyip o kızları da rencide etmek istemiyorum.. olay adli tıptan gelen rapor sonucunda aydınlanana kadar, ecel terleri döktürmüştü bize... o gün bu gündür, daha hastaneden çöp alıp eve getirmem.

homunculus deneyi

okuryazar
Gnoxis web sitesinden alıntılanmıştır.


Homunculus Parecelsus isminde Eteri bulmuş tıbbi konularda büyük başarıları olan aynı zamanda Sİmya ile uğraşmış bir bilim adamının ortaya attığı bir kavram.Bu bilim adamı bir tarif veriyor, bu tarif uygulanınca parmak boyunda bir bebeğin oluşacağını onu besledikçe zamanla büyüyüp insana dönüşeceğini söylüyor.Kendisi bunu gerçekleştirdiğini söylüyor, ama ışığa bakamıyormuş güya Homunculusu, o yüzden kimseye gösteremiyormuş.Devrindeki diğer simyacılarda Paracelsusun verdiği formulü uyguladıklarını ve işe yaradığını söylüyorlar.İşte verdiği formul:

"bir adamın menisini(sperm) kırk gün boyunca çürümüş at gübresi ile birlikte hava geçirmez biçimde mühürlenmiş bir şişenin içinde çürümeye bırakın. ve gözle kolayca görülebilecek bir biçimde yaşamaya, hareket etmeye ve kımıldamaya başlayıncaya kadar orada tutun. bu zaman süresinden sonra, bir ölçüde insan gibi olacak, ama saydam ve vücutsuz olacaktır. eğer bundan sonra, her gün dikkatle ve özenle insan kanı ile beslenir
ve kırk gün daha at gübresinin ısısında tutulmaya devam edilirse, belli bir sürenin sonunda hakiki ve yaşayan bir bebek haline gelecektir. bu bebeğin bir kadından doğmuş bir bebekte bulunan tüm organları vardır, ama daha küçüktürler. buna homunculus adını veriyoruz, artık geriye, onun, en büyük bir dikkat ve itinayla eğitilmesi ve eğitimin, zeka belirtileri ortaya çıkana kadar sürdürülmesi kalmaktadır."