erkekler kadınları neden bıçaklar

organick
Türk kadınları hemcinslerini bıçaklayıp öldüren erkeklerden hoşlanmıyor arkadaşlar. Bulduğunuz her fırsatta Sırf 'türk kadınları..' yazmak için sığ çabalar içine girmek -bu da bıçaklanarak öldürülen insanların zerre umrunuzda olmadığını gösteriyor- başlıktan uzak sözde içerik üretmek, gelin görün ki sizi de pek samimi göstermeyen durum içine sokuyor. Bir ahmak topluluğu var, evet. Dünyada olması hata olan tipleri kahraman ilan edenler. Onlar bizden değil. Her ne sebeple, ne şekilde olursa olsun, insanın insana zarar vermesi söz konusu değil. Önce burdan başlayın. Veya başlığı 'türk erkekleri türk kadınlarını neden bıçaklar' diye değiştirebilirsiniz.

erkekler kadınları neden bıçaklar

testoman
bana kalırsa türkiye'de erkeklerin kadınlara yönelik şiddet ve cinai eylemleri ile ilgili olarak "sahip olmak" ile ilgili bir patoloji var. belki dünyada da kadın-erkek ilişkilerinin şiddet boyutuyla ilgili olarak çalışılmış bir konudur bu bilmiyorum. şöyle ki;

bebeklikten çocukluğa yetişme itibariyle her birey sahiplik duygusuyla tanışır ve kendine özel olanı kavramaya başlar. çocukların oyuncakları olsun arkadaşları olsun gruplaşmaları olsun bunlar bireyin sahip olma ve kendini özel kılma enstrümanlarıdır. bir çocuk bu sahiplikten tamamen yoksun olursa, -yani diyelim ki çocukluğundan hayatının belli bir dönemine kadar yoksunluk geçirdi, bu oyuncağının olmayışından iyi bir işe, kariyere, arkadaşlara hatta aileye sahip olmamasıdır- ilişkide olduğu şeylerle yüksek bir sahiplik bağı kurar ve elinden gitmesine müsaade edemeyecek duruma gelir. bu bir anlamıyla bağımlılıktır.

ikinci durum ise, çocuğun her şeye sahip olarak yetiştirilmesidir. bütün erken döneminde her istediği ona sunulmuş, reddedilmemiş, "sahip olmama/olamamayı" eksik deneyimlemiş birey her istediğini elde edeceği fikriyle büyüyecektir. aslında hanımlar bu tipleri çok iyi bilirler. burnu havada, her istediğini elde eden erkek figürü gözünüzde canlanmıştır. sonradan da kazanılmakla birlikte bunlar bir tür çocukluk insiyakıdır. bu iki durumun temel motivasyonlardan bazıları olduğunu düşünüyorum.

bakışların bir ok sanki

aristo
müslüm gürses - Bakışların bir ok sanki şarkısı

Bakışların bir ok sanki
Keder senin gözlerinde
Hançer gibi yaralıyor
Bir mana var sözlerinde

Biz seninle aşk ararken
Dağlar kadar derdi bulduk
Ne bir başka aşk isterim
Ne de başka bir mutluluk

Bir çile var bir neşe var
Şu an ölüp kurtuluş var
Sonuna dek seni sevip
Ömür boyu kahroluş var

Ümit ettik hüsran oldu
İki gençlik ziyan oldu
Ne yaptıkta felek vurdu
Bilmem neden böyle oldu


Gülmek bizim hakkımızdı
Bu dünyada yaşıyorsak
Neden ayrı kaldık bilmem
Ölesiye seviyorsak


ortadoğulu tarafımızı hatırlamak

gods apostle
Sanırım hiç çıkamıyorum Ortadoğulu kafasından. Hele başlığı ve entryi okuyunca buna daha fazla kanaat getirdim. Millet pandemiden önce karaköy'de Lübnan lokantasına gidip kebap, humus, felafel falan yiyormuş; ben ise Karaköy'de keraneyi çok övdüler gitsem mi gitmesem mi diye kendi kendimi yiyordum.

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol