Benimle ilgili değil ama söylemezsem de ıçimde kalacak bir şey var.
Sevgili kuzenim nuran;
kızın, evde olmadığımız bir haftasonu arkadaşlarıyla eğleneceğiz biraz diye anahtarı alıp bizim eve erkek attı. Elimde eve girerlerken çekilen görüntüler var. Sen hala şöyle iyiyim, böyle iyiyim havaları atıyorsun. Tamam ilk bulduğuna vardın da bundan bana ne! Senden hiç hoşlanmıyorum bu arada. Kıskanç karı!!
Erkek bunu beklemiyorsa dehşete düşebilir. Eşimle sanırım ikinci buluşma sonrası eve giderken, tenha bir yolda şaplağı attım poposuna. Ben de beklemiyordum o kadar sert olmasını ama kontrolü kaybettim sanırım. O donup kalınca da gülmeye başladım. Komikti çünkü hali. "napiyor bu kadın bakışı" atınca Koluna girip "kızma tamam, sen de bana atarsın ödeşiriz" dedim. Bunu duyunca yumuşadı tabi hemen. :))))
Ben hala böyle başlayan bir ilişkinin evliliğe taşınmasına şaşırıyorum ya, neyse artık. :)
Ben hala böyle başlayan bir ilişkinin evliliğe taşınmasına şaşırıyorum ya, neyse artık. :)
Bir kadını delirtirsen sonuçlarına katlanırsın!
Is güç sahibi, güzel, akıllı bir arkadaşım vardı. Hani erkek anneleri özellikle tarif etse o kadar olur. Evlenene kadar ilişkisi olmadı. Kendi gibi bir adamla, güzel bir yuva kurdu derken, evliliğin ilk senesi dolmadan eşinin aldattığını öğrendi. Yıkıldı doğal olarak. Bunlar çalkantılı bir dönem geçirirken, bizim kız biraz kafa dağıtalım, ortam değiştirelim çok bunaldım gidelim bir yerlere dedi. Tamam dedim. Bu sırada eşine de "biraz düşünmek istiyorum evliliğimizi" dedi. Neyse biz kaş'a gittik. Bizim kız, ilk geceden biriyle takıldı. Durumu bildiğimden hiç de kızasım gelmedi açıkçası. O kadarla kalsa iyi. Eşinin bir arkadaşıyla da iş pişirdi. Hatta dönüş yolunda söylediğine göre, bunu yaparken eşiyle de telefonda konuşmuş. Öyle aldatılmaz böyle aldatılır der gibi. Dönüşte "evliliğe bir şans daha verme kararı aldığını" söyledi. Adam da bunu bir güzel yedi.
6 ay sonra boşandılar. Üçüncü kişiler evliliğe girince, o evliliğin uzun soluklu olması pek mümkün olmuyor. Bu da bir başka örneği.
Is güç sahibi, güzel, akıllı bir arkadaşım vardı. Hani erkek anneleri özellikle tarif etse o kadar olur. Evlenene kadar ilişkisi olmadı. Kendi gibi bir adamla, güzel bir yuva kurdu derken, evliliğin ilk senesi dolmadan eşinin aldattığını öğrendi. Yıkıldı doğal olarak. Bunlar çalkantılı bir dönem geçirirken, bizim kız biraz kafa dağıtalım, ortam değiştirelim çok bunaldım gidelim bir yerlere dedi. Tamam dedim. Bu sırada eşine de "biraz düşünmek istiyorum evliliğimizi" dedi. Neyse biz kaş'a gittik. Bizim kız, ilk geceden biriyle takıldı. Durumu bildiğimden hiç de kızasım gelmedi açıkçası. O kadarla kalsa iyi. Eşinin bir arkadaşıyla da iş pişirdi. Hatta dönüş yolunda söylediğine göre, bunu yaparken eşiyle de telefonda konuşmuş. Öyle aldatılmaz böyle aldatılır der gibi. Dönüşte "evliliğe bir şans daha verme kararı aldığını" söyledi. Adam da bunu bir güzel yedi.
6 ay sonra boşandılar. Üçüncü kişiler evliliğe girince, o evliliğin uzun soluklu olması pek mümkün olmuyor. Bu da bir başka örneği.
Kavgada yumruk sayılmaz ;)
http://sozluk.gov.tr/
En azından başlık açarken bakmanızda fayda var. Böylece sol frame göz kanatıcı bir etkiye sahip olmamış olur...
En azından başlık açarken bakmanızda fayda var. Böylece sol frame göz kanatıcı bir etkiye sahip olmamış olur...
Sevişme kavramına farklı bir bakış açısı sunabilir. Kendinizi kahpe bizans'ın yiğit güzeli olarak hissedebilirsiniz. Partneriniz de kara murat tabi ki ;) genel olarak enstrümantal eserleri tercih ediyorum.
Kendi şiirini erotik olarak tanımlayan bir şair olarak, sanmıyorum ki bu sözlükte adına başlık açılmasından rahatsız olsun. Turgut uyar ve edip cansever ile ikinci yeni'nin troykasını oluşturur.
Not: Başlığın ne olması gerektiğini düşündüm ve bu olur gibi geldi. Daha uygun başlık önerisi olan mesaj atsın, taşıtalım başlığı.
Ben futboldan anlamam. Benim için futbol, topla oynan bir oyundur. Yanımda seyreden olursa, maksat yeşillik olsun diye oturur izlerim. -Bi ilhan mansız'ı bilirdim bi de şimdi genç, yakışıklı, değişik isimli kontenjanından merih demiral'ı.- Ne kural biliyorum ne kaide.
Ama şunu öğrendim. Erkekler için ciddi bir şey futbol. Günlük hayatlarında yaşadıkları aidiyet problemlerini bir takımın taraftarı olarak aşıyorlar. Benim de şansıma heralde, hatırı sayılır oranda futbol seven erkeklerle birlikte oldum. Maç seyrederken kendilerini kaybedip, salakça haller içine girmelerinden zevk alıyorum sanırım. Işte bu fanatık erkekler, takımları maç kazanıp ya da kaybettiklerinde kızgın bir boğaya dönüyorlar. Onları zaptedecek matador da ben oluyorum haliyle ;) üzerimde takip takım formasıyla ya da renkleriyle yatak odasına girince, ilk önce burunlarının genişlediğini görüyorum. Sonra zaten anında yatağa çekilmiş oluyorum. Odadan girişim ile yatağa çekilmem arasındaki süre maksimum 2 saniye falandır. Bunda zerrece abartı yok. Farklı kişilerde denendi ve benzer tepkiler alındı.
Peki bunu niye yapıyorum?
1- Öncelikle ilişkiye heyecan katıyor. Sıradanlıktan uzaklaştırıyor.
2- Doğru yere kanalize edilmiş öfke, başarılı sonuç almanın yollarından biri. Bu şekilde performanslarının arttığını düşünüyorum.
3- onları bazen sinirlendirmeyi, bazen de terbiye etmeyi seviyorum yatakta. Bu sinirlendirme kısmının bir parçası. Gayet de keyifli.
Bunu denediğim erkeklerin hemen tamamı, inanılmaz keyifli olduğunu ve mutlaka tekrar denemek istediklerini söyledi. Büyük maç günleri özellikle forma ya da kıyafet getiren mi dersiniz, elimden tutup klüp storelarina götüren mi dersiniz. Neler neler...
Ilişkisi monotonlasmis, ya da sadece renk gelsin diye düşünen çiftler rahatlıkla uygulayabilir. Denendi, Tavsiye edilir...
Ben futboldan anlamam. Benim için futbol, topla oynan bir oyundur. Yanımda seyreden olursa, maksat yeşillik olsun diye oturur izlerim. -Bi ilhan mansız'ı bilirdim bi de şimdi genç, yakışıklı, değişik isimli kontenjanından merih demiral'ı.- Ne kural biliyorum ne kaide.
Ama şunu öğrendim. Erkekler için ciddi bir şey futbol. Günlük hayatlarında yaşadıkları aidiyet problemlerini bir takımın taraftarı olarak aşıyorlar. Benim de şansıma heralde, hatırı sayılır oranda futbol seven erkeklerle birlikte oldum. Maç seyrederken kendilerini kaybedip, salakça haller içine girmelerinden zevk alıyorum sanırım. Işte bu fanatık erkekler, takımları maç kazanıp ya da kaybettiklerinde kızgın bir boğaya dönüyorlar. Onları zaptedecek matador da ben oluyorum haliyle ;) üzerimde takip takım formasıyla ya da renkleriyle yatak odasına girince, ilk önce burunlarının genişlediğini görüyorum. Sonra zaten anında yatağa çekilmiş oluyorum. Odadan girişim ile yatağa çekilmem arasındaki süre maksimum 2 saniye falandır. Bunda zerrece abartı yok. Farklı kişilerde denendi ve benzer tepkiler alındı.
Peki bunu niye yapıyorum?
1- Öncelikle ilişkiye heyecan katıyor. Sıradanlıktan uzaklaştırıyor.
2- Doğru yere kanalize edilmiş öfke, başarılı sonuç almanın yollarından biri. Bu şekilde performanslarının arttığını düşünüyorum.
3- onları bazen sinirlendirmeyi, bazen de terbiye etmeyi seviyorum yatakta. Bu sinirlendirme kısmının bir parçası. Gayet de keyifli.
Bunu denediğim erkeklerin hemen tamamı, inanılmaz keyifli olduğunu ve mutlaka tekrar denemek istediklerini söyledi. Büyük maç günleri özellikle forma ya da kıyafet getiren mi dersiniz, elimden tutup klüp storelarina götüren mi dersiniz. Neler neler...
Ilişkisi monotonlasmis, ya da sadece renk gelsin diye düşünen çiftler rahatlıkla uygulayabilir. Denendi, Tavsiye edilir...
Dekolte Bir kıyafeti, hangi durumlarda ne kadar açılacağını bilerek giyerim. Eğilirken, kalkarken ya da otururken. Elimle kapatmamı gerektirecek dekolte giymem. Bu tamamen kıyafeti taşımakla alakalı bir durum. Ama Bu davranışı yapanı da garipsemiyorum. Bakmasını istediği erkek için açıyor. Senin için değil ki.
Sen bak, sen bak, sen bakma ulan ayı... olay bu kadar basit.
Sen bak, sen bak, sen bakma ulan ayı... olay bu kadar basit.
Var böyle bir şey. Günlük konuşmanın dışında bir ton bu. Erkeklerin içinden adeta tiyatrocu çıkıyor. Daha minör ama vurucu bir ses tonu. sanırsın selçuk yöntem şiir okuyor. Kadınlarda biraz daha farklı. Hafif cilveyle harmanlanmış Fısıltının bir tık üstü, sanki grip yüzünden sesi kısılmış da Yeni iyileşiyor gibi. Ne zormuş bunu da tanımlamak. Neyse, anladınız siz işte onu. :)
(bkz: Yatak odası sesi)
Genellikle magazin programlarından duymaya alıştığımız bir söz bu. Beraber görüntü vermek istemediği biriyle yakalanan ünlünün, magazin muhabirlerini yanlış bir şey yazmamalari konusunda uyarma şekli. Tabi o arkadaşlıkların sonra nelere evrildiği benim konum değil.
Bunu günlük hayatta duymak daha da enteresan oluyor. Geçen haftadan beri, birbirlerine çılgınca kur yapan iki insanı gözlemliyorum. Bu insanlar başkalarıyla evli olmalarına rağmen, dışardan bir gözün rahatlıkla anlayabileceği şekilde davranıyorlar. Normal şartlarda "bana ne" derim. Ama bu olay niyeyse çok ilgimi çekti. Hatta bu röntgenci tavrımdan inanılmaz keyif aldığımı söyleyebilirim. Ufak ufak da konuya dahil oldum gün itibariyle. Öğle yemeğini olaydaki kadınla yedik. Yeni evliymiş, ufak tefek sıkıntılar varmış, anlatıp can sıkmaya değmezmiş vs. Bir dokun bin ah işit durumları işte. Biraz tepkisini ölçmek için "ahmet gelmeyecek miydi?" Dediğimde gözleri parladı kadının. Sonra verdiği tepkiden utanır gibi "bilmiyorum ki. Sadece arkadaşız biz. Sandığın gibi bir şey yok" dedi. O an zorlayıp lafı alırdım aslında ama devam etmedim. "Tabi ki aranızda bir şey yok tatlım. Sen evlisin, o evli. Ne olabilir ki aranızda? Ikinizi de tanıdığım kadarıyla, eşlerinizi aldatacak kadar karaktersiz insanlar da değilsiniz" dedim. Yüzüme bir bakışı var, sanırsın süt dökmüş kedi. Kendi suçunu biliyor, daha da kötüsü, bunu benim anladığımı da biliyor. Ne o konuştu sonrasında, ne ben. Sessizce önümüzdeki salataya gömüldük.
"Hesabı isteyelim mi?"
Not : Öğleden sonra ikisi de yüzüme bakmadı ama olsun. Değdi bence buna...
Bunu günlük hayatta duymak daha da enteresan oluyor. Geçen haftadan beri, birbirlerine çılgınca kur yapan iki insanı gözlemliyorum. Bu insanlar başkalarıyla evli olmalarına rağmen, dışardan bir gözün rahatlıkla anlayabileceği şekilde davranıyorlar. Normal şartlarda "bana ne" derim. Ama bu olay niyeyse çok ilgimi çekti. Hatta bu röntgenci tavrımdan inanılmaz keyif aldığımı söyleyebilirim. Ufak ufak da konuya dahil oldum gün itibariyle. Öğle yemeğini olaydaki kadınla yedik. Yeni evliymiş, ufak tefek sıkıntılar varmış, anlatıp can sıkmaya değmezmiş vs. Bir dokun bin ah işit durumları işte. Biraz tepkisini ölçmek için "ahmet gelmeyecek miydi?" Dediğimde gözleri parladı kadının. Sonra verdiği tepkiden utanır gibi "bilmiyorum ki. Sadece arkadaşız biz. Sandığın gibi bir şey yok" dedi. O an zorlayıp lafı alırdım aslında ama devam etmedim. "Tabi ki aranızda bir şey yok tatlım. Sen evlisin, o evli. Ne olabilir ki aranızda? Ikinizi de tanıdığım kadarıyla, eşlerinizi aldatacak kadar karaktersiz insanlar da değilsiniz" dedim. Yüzüme bir bakışı var, sanırsın süt dökmüş kedi. Kendi suçunu biliyor, daha da kötüsü, bunu benim anladığımı da biliyor. Ne o konuştu sonrasında, ne ben. Sessizce önümüzdeki salataya gömüldük.
"Hesabı isteyelim mi?"
Not : Öğleden sonra ikisi de yüzüme bakmadı ama olsun. Değdi bence buna...
Çok keyifli demi iğnelemesi :))))
Aynen :)
Işte bu benim kocam. :)) çünkü kişisel bakım ürünleri ve çoğu ivir zıvırı internetten alıyorum. Ama illa bi yerde bekletmek gerekiyor sanırım bu erkek milletini. Ben de bu hakkımı kıyafet deneme kabinlerinin önünde bekleterek kullanıyorum...
Bir deli kuyuya taş atıyor, 40 kişi o taşı çıkarmaya çalışıyor.
Bu sayıya hangi kaynaktan ulaştın?
Bu kaynağı bizimle neden paylaşmıyorsun? Gibi sorular geliyor insanın aklına ister istemez. Biraz arama yaptım, bu sonuca atıf yapan sayfa bulamadım.
Bu sayıya hangi kaynaktan ulaştın?
Bu kaynağı bizimle neden paylaşmıyorsun? Gibi sorular geliyor insanın aklına ister istemez. Biraz arama yaptım, bu sonuca atıf yapan sayfa bulamadım.
Tempoya göre değişiyor bu. Yavaş tempoda, günün muhasebesini yaptığım da oldu. Yarın ne giysem diye düşündüğüm de. Ama Hızlanınca çok bir şey düşünmek mümkün olmuyor benim adıma. Orada kendini kaptırmak söz konusu oluyor. Tam bir konsantrasyon ile o an yaşanıyor.
Lady oscar. Die rosen von versailles adıyla yayınlanıyordu küçükken. O zamanlar çok hoşuma gitmişti kılıç sallayan güçlü bir kadın. Hatta bir süre heves edip eskrime bile gitmiştim onun sayesinde. Bahsettiğim dönem 80'lerin sonu bu arada.
Biraz da bilgi verelim. Oscar françoise de jarjayes, general olan babasının erkek ismi verdiği ve erkek gibi büyüterek kraliyet ordusuna soktuğu bir karakterdi. Andre'nin oscar'a karşılıksız olarak başlayan aşkı, oscar'in görevi, ailesi ve aşk arasında yaşadığı gitgeller vs. Fonda da fransız devrimine giden yolun ayak sesleri. Döneme damga vuran karakterlerin ( marie antoinette, maximilian de robespierre, louis st. just gibi) anime içinde de yer bularak hikayeye ayrı bir renk katması hepsi muhteşemdi. Tarihi arka plana alarak, dramanın bu kadar güzel işlendiği başka bir anime yoktur bana göre. Yakın zamanda tekrar seyrettim ve hala aynı etkiye sahip. Tavsiye ederim.
bu da harika açılış şarkısı
Biraz da bilgi verelim. Oscar françoise de jarjayes, general olan babasının erkek ismi verdiği ve erkek gibi büyüterek kraliyet ordusuna soktuğu bir karakterdi. Andre'nin oscar'a karşılıksız olarak başlayan aşkı, oscar'in görevi, ailesi ve aşk arasında yaşadığı gitgeller vs. Fonda da fransız devrimine giden yolun ayak sesleri. Döneme damga vuran karakterlerin ( marie antoinette, maximilian de robespierre, louis st. just gibi) anime içinde de yer bularak hikayeye ayrı bir renk katması hepsi muhteşemdi. Tarihi arka plana alarak, dramanın bu kadar güzel işlendiği başka bir anime yoktur bana göre. Yakın zamanda tekrar seyrettim ve hala aynı etkiye sahip. Tavsiye ederim.
bu da harika açılış şarkısı
(bkz: Adam kazandı)
Migros'ta bira fiyatlarına baktım. 9.50 tl fiyatı. Vergisi de 5.21 tl. Şimdi fantezi ayağına 2 şişe dökseniz, devletin kasasına 10.42 tl girecek. Evet devlete de para lazım zaten, aynen devam. ;)
Efesin yeni ürünü olan varım dökün maliyetten kurtarırız .
Çünkü bekar arkadaş potansiyel tehlike. Önleyici tedbir almak gibi düşünün bunu. O halı saha maçları, haftada bir defadan üçe çıkar. Hele gece çıkmayı alışkanlık edinirse önüne geçmek daha zor bunun. O yüzden çok sıkmadan, arada arkadaşlarıyla vakit geçirmesine izin veriyorum ama fazlasına da göz yummam. Mesela ayda 1 maksimum 2 gece çok gecikmeden bensiz çıkıyor benimki ama onda da durum raporu istiyorum. Aynı durum benim için de geçerli tabi. Ama benim bekar arkadaşlarım genelde eve geldiği için ya da gündüz buluştuğumuz için sorun olmuyor.
Tamam öyle yaparız :))
O adamı yolarım, o arkadaşını da dövdürürüm !!!
Ben bilmem. Bana yapmak kolay değil bunu :) kendisine de dedim. Kolaysa yap diye
o nicki boşuna mı aldık kızdırmayın xenayı uleyn;) sen de ne eli maşalıymışsın arkadaş sıkıysa yap bakalımlar, dövdürürümler, o adamı yolarımlar bu ne yahu:)))
Kıskançlığım tutar böyle konularda. Arada gözünü korkutmak lazım erkek milletinin. Fazla rehavete sokmayacaksın ;)
Ki böyle bir olay başıma gelse yapacaklarımın sınırını kestiremiyorum. Öyle düşün
valla bakıyorum arkadaşlarıma falan da şimdi evli erkekler kuzu gibi zaten:) nice yırtıcıların dişleri sökülmüş, yeleleri dökülmüş;) napıyorsanız evlenince adamlara?!
Evlenince görürsün ;)
peki;)
Kimse su falan dökmüyor mu? Böyle gereksiz sululuktan hoşlanan bir ben miyim? Değilimdir diye düşünüyorum.
Genellikle erkeklerin, yolda yürüyen kadınları hedef alarak taciz amaçlı söylemde bulunması. Sinir bozucu örnekleri olduğu gibi, yaratıcılıklarıyla ortama neşe katanlari da mevcuttur.
çok seyrek de olsa kadınlar da yapabiliyor. Özellikle cevap veremeyecek erkeklere laf atmayı severdim ben. Anıtkabir'de saygı nöbeti tutan askerlere az laf atmadım mesela :))
çok seyrek de olsa kadınlar da yapabiliyor. Özellikle cevap veremeyecek erkeklere laf atmayı severdim ben. Anıtkabir'de saygı nöbeti tutan askerlere az laf atmadım mesela :))
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?