iki tilki öyküsü

ilhampipisi
Evvel zaman içinde kalbur saman içinde dereler tepeler falan filan iki tilki varmış. Bu iki tilki de avcılık konusunda oldukça mahretliymiş. Öyle ki o tatlı dilleriyle öyle bir konuşurlarmış ki nice tavuklar nice kazlar ve da nice türden kuşlar kendileri onların yanına gidermiş. Ee hikaye bu ya günün birinde bu tilkiler bir kese altın bulmuşlar. Bulmuşlar bulmasına ama bu altınlar nedense bizim arkadaşların yollarını ayırmış.

İlk tilki kendi payına düşen altınla eskisi kadar emek harcamadan kuşlar kazlar almaya başlamış. Yani keyfi epey bi yerindeymiş anlayacağınız. Ee haliyle zamanla semivermis, rahata alişivermiş.

Her hikayede olduğu gibi bu hikayede de hazıra dağ dayanmamis ve bizim tilkinin parası bitmiş. Mirasyedi tilki eski yöntemlere dönmek istemiş ama o ne geçen zaman yeteneğini yok etmemiş mi tilkinin. Çağa ayak uyduramayan, oyunlarını yenilemeyen tilki acından ölüvermiş.

Gelelim ikinci tilkiye. Bu tilki ilk tilki gibi değilmiş epey bir düşünmüş ve yeteneğiyle hayatta kalabildiğini fark etmiş. O da parasını daha fazla para kazanmak için kullanmış. (Işte hikayenin bu kisminda birden fazla rivayet var kimi anlaticilar parasını altına yatırdığını kimileriyse cinsel sözlük'ten hisse aldığını söyler). Şansı yaver gitmiş ve bizim tilkinin parası katlanıvermiş. Zaten tatlı diliyle türlü türlü kuşları kandıran tilkinin zengin olunca -kuşların zengin erkekten hoşlanmalarindan olsa gerek- eskisi kadar emek harcamadan hatta ve hatta bazen hiç emek harcamadan karnını doyurduğu görülmüş.

Nasıl olmuş bilinmez ama böyle boktan bir hikaye kulaktan kulağa yayılıp size ulaşıvermiş. Ayrıca gökten 3 melek düşmüş biri bana diğeri yine bana sonuncusuysa belki sana. Yani bir kac gün sonra senin olabilir.

(bkz:eskorta para vermem diyen erkek)